5 gün süren gezi boyunca Hasankeyf, Mardin Kalesi, Nemrut Dağı, Balıklı Göl, Göbeklitepe
Antalya Tabip Odası Kültür Sanat Komisyonu tarafından 1 -6 Kasım 2019 tarihleri arasında “Cennet Tapınaklarına Yolculuk” Temalı GAP gezisi düzenlendi. Geziye meslektaşlarımız ve aileleri katıldı.
5 gün süren gezi boyunca Hasankeyf, Mardin Kalesi, Nemrut Dağı, Balıklı Göl, Göbeklitepe gibi birçok tarihi noktaları gezen meslektaşlarımız ve aileleri eğlenceli vakit geçirdiler.
FOTOĞRAFLARın bir bölümü İÇİN LİNKİ TIKLAYINIZ
1.GÜN
Sabah Antalya’dan Adana uçağı ile yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından Adana’ya ulaştık. Alanda bizleri bekleyen aracımıza binerek Antakya’ya doğru yola çıktık.
İskenderun, Belen geçidi üzerinden Doğunun Kraliçesi olarak adlandırılan Antakya’ya ulaştık. İnsanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan bu şehirde, panoramik bir şehir turu akabinde Antakya Mozaik Müzesini gezdik.
Seyahatimize daha sonra St.Pierre Kilisesi ile devam ediyoruz, Habib-i Neccar Dağ’ı yakınında olan bu yapıya ilaveler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür. Bu kilise tarihin ilk Hristiyan kilisesi olarak bilinmektedir.
Dinlerin ve uygarlıkların buluşup kaynaşıp bir arada yaşadığı Eski Antakya Evleri arasında keyifli bir yürüyüşten sonra tarihi uzun çarşıda alışveriş yaptık. Kunduracılar çarşısından elişi çarşısına oradan tüccarlar çarşısı ve de dokumacılar çarşısına uzanan çarşıda domates salçası, nar ekşisi, kırma yeşil zeytinden tuzlu yoğurda her türlü tadı deneyimleme imkânı bulduk.
2. GÜN
Sabah kahvaltısından sonra Adıyaman’a hareket ettik. Ve burada ilk durağımız Nemrut Dağı. Helenistik dönemde Perre adını taşırken Kral 1. Antiochus zamanında göç ve ticaret yolları kavşağında olmasından dolayı gelişmiş ve 8. Yy. da Mansur Bin Cavena tarafından fethedildikten sonra Hısn-ı Mansur adıyla anılmış.
Nemrut Dağ’ın da bulunan Kommagene kralı 1. Antiochos tarafından M.S.69 da inşa edilen mabet –mezar Helenistik dönemin en görkemli kalıntılarından biridir. Muhteşem teraslarda, doğudan batıya devasa tanrı heykelleri ve mimari yapılar bulunan bu alan UNESCO dünya mirası listesinde haklı yerini alarak 1988 de milli park ilan edilmiş.
Nemrut Dağı’nın Büyüleyici güzelliğinden sonraki durağımız Karakuş Tümülüsü, Kâhta ilçesinin 10 km uzağında bulunan 35 Metre yüksekliğindeki bu anıt yapı 190 yıl hüküm süren Kommagene krallığının dişi hanedan üyelerine adanmış.
Ülkemizde Cendere Köprüsü olarak bilinen ve Diğer adı Septimius Severus köprüsü olan bu eser, roma döneminde inşa edilen en geniş yaya sahip köprülerden birisidir. Nemrut dağında muhteşem bir gün batımı seyrinden sonra 2.Günümüzüde bitirmiş oluyoruz.
3.GÜN
Kahta Siverek Hasakeyf – Midyat Konuk Evleri –Telkari Sanat Evleri
3.Günümüze Artık Son Kez Görülecek olan Tarihi Şehir Hasankeyf’i gezdik. Hasankeyfi ziyaret eden son grup olduk. Bizden sonra ziyaretçi alınmamaya başladı.
Dicle nehrinin kıyısında yer alan tarihi şehir baraj suları altında kalmıştır. Baraj suları altında kalması Avrupa kamuoyunu bayağı bir süre meşgul etse de, baraj inşaatını yapan firmalar eserlerin farklı bir yere taşınıp bir tarihi park yapılması garantisi altında baraj inşaatı devam etmiş ve eserlerin maalesef hepsi taşınamamıştır. Belki de bir daha göremeyeceğimiz Kaya mezarları- Selçuklu ve Artuklu eserleri gördük.
Süryanilerin (Suriyeli Hıristiyanlar)önemli merkezlerinden biri olmasından dolayı eşsiz Ortodoks kiliseleri ile bezenmiştir.1478 den bu yana Piskoposluk merkezidir ve bir süre kilise sayısının cami sayısından fazla olduğu bilinmektedir. Bu şehirde yezidiler, Süryaniler ve Müslümanlar bir arda yaşamış fakat şehir geçtiğimiz yüzyıllarda Hıristiyan nüfusun büyük bir bölümünü kaybetmiştir.
Tarhi şehir Hasankeyf’ten sonra durağımız Midyat. Mezopotamya’nın en önemli dini ve ticari merkezinde bir gezinti bizi yüzyıllar öncesine götürdü. Çarşılarda tel kari sanatının yapımını izleyip ve tüm çarşının güzellikleri ve tarihi dükkânları gezme fırsatımız oldu.

4.GÜN
Mardin Kaleiçi- Kasımiye Medresesi- Abbaralar Şehidiye Camii- PTT Evi – Deyrul-Zafaran Manastırı- Konik Harran Evleri- Ulu Camii Göbeklitepe- Sıra Gecesi
4.Günde Gezimiz, kahvaltıdan sonra Midyat şehir surları içinde devam edecek ve şehrin önemli tarihi eserlerini gezdik. Ve bu eserlerin ilki Kasımiye Medresesi;
Artuklu döneminde yapımına başlanan eser, 1457-1502 yılları arası tamamlanmış ve eşssiz bir tarihe sahip.
Mardin’nin gün ışığında altın sarısı gibi parlayan, taş evlerin çevrelediği dar sokaklar, ‘karanlık’ oyuk ‘geçit ‘ anlamında Abbaralar’ la bölünmüştür. Bu Abbaralar sokaklar arası kestirme geçitler yapmamıza imkân sağlıyor ve çok farklı mimarisiyle görülmeye değer bir yerdir.
Ardından Mardin sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan ve Şatana Ailesi tarafından yaptırılan sonrasında PTT evi olarak kullanılan mükemmel bir eseri gördük ve tabi ki fotoğraflarla bu güzel anı ölümsüzleştirdik.
Mardin ovasına hakim bir noktada bulunan Deyrul-Zafaran Manastırı daha önce güneş tanrısı şamas a adanmış bir tapınağın kalıntılarıüzerine inşa edilmiş olup, bir rivayete göre güzel koksun diye harcına safran karıştırıldığından, başka bir rivayete göre ise etrafında safran yetiştirildiğinden dolayı deyrul-zafaran (safran manastırı) adını almıştır. Her noktasında ayrı bir güzelliğin olduğu gezimizde birçok yeni bilgiler öğrendik ve tabi ki ailelerimizle de bu güzel noktalarda fotoğraflar çekilmeyi ihmal etmedik.
Ve 4.Günümüzün son tarihi noktası olan ve bizlerin en çok merak ettiği yer Göbeklitepe.
Son yıllarda yürütülen çalışmalar sonucunda dünya tarihinin yeniden yazılmasına neden olan kazı alanı tüm dünyadaki arkeologlar ve tarihçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. En eski tapınak olarak bilinen Stonehange den daha eski olan bölge araştırılıp anlaşılmayı bekliyor. Yeryüzündeki ilk inancın merkezi olması bakımından çok büyük öneme sahip olmakla birlikte, tespit edilen 20 tapınağın henüz 6’sı gün ışığına çıkarılabilmiş. . Buğdayın atası- insanoğlunun ilk tapınakları olarak adlandırılan bu bölge bizim ve diğer ziyaretçilerinde meraklı gözlerle bakıp izlediği gerçekten eşsiz bir tarihi noktaydı.
Göbeklitepe ziyaretimizin sonunda 4.Günümüzüde tamamlayıp otelimizde akşam saatlerine kadar dinlenmeye geçtik.
Bir süre otelimizde dinlendikten sonra bölgenin en güzel etkinliklerinden biri olan Sıra Gecesi yaptık.
Haftanın belirli günlerinde yapılan bu güzel eğlenceli etkinlikte yöre insanının gerek müzik gerekse de anlatılan hikâyelerle bizlere eğlenceli anlar yaşattılar.

5.GÜN
Halilurahman Camii – Rızvaniye Camii- Balıklı Göl- Hz. İbrahim Makamı- Halfeti karagül Birecik Barajı- Tekne Turu
Gezimizin 5.Gününde ülkemizin tarihi Şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’ya geçtik. Burada şehrin tarihi noktalarına ve güzelliklerine yolculuğumuz başladı.
Şanlıurfa deyince akla ilk gelen yerlerden biri olan Balıklı Göl gezimize başladık.
Rivayete göre Hz. İbrahim’in ateşe atıldıktan sonra Nemrut’un kızı da ateşe atılır ve nemrutun kızının düştüğü yer göl haline gelir. Şuanda da Kutsal olarak kabul edilen bu noktada bulunan balıklarında kutsal olduğu düşünülerek yenmez.
Nuh peygamberin Bereket sembolü olarak gemisine aldığı kuş türü Kelaynakların çiftliğini ziyaret ettik. Burada nesli tükenmekte olan kelaynak kuşları ile ilgili bilgiler aldık ve yaşam alanlarını gözlemledik.
Buradan sonra Dünyada sadece Şanlıurfa’da yetişen Karagül tarlalarını ziyaret ettik. Eşsiz güzelliğe sahip olan Karagülden reçel, lokum sabun gibi birçok ürün olarak değerlendirilmiş.
Günün sonunda Halfeti – Birecik Barajında tekne turu gerçekleştirdik. Tarihi mekânları tek seferde görme imkânı sağlayan gemi turu ile çok güzel ve bilgilendiğimiz bir gezi oldu.
Gemi turunun ardından Gaziantep’e geçerek geceyi orada geçirdik.
6.GÜN
Zeugma Müzesi- Kale Bakırcılar Çarşısı
Keyifli bir Gaziantep kahvaltısından sonra dünya’nın en zengin Mozaik Müzelerinden biri olan Zeugma Müzesini gezdik. Çok farklı ve büyüklükte bulunan eşsiz güzellikteki tarihi mozaikler bizlerin beğenisini kazandı ve çok güzel vakit geçirdik.
Müze gezimiz sonrası Tarihi Kale ve Bakırcılar Çarşısını gezmeye başladık. Büyük bir alana yayılan kale 100 Metre çapında ve çevresi 1200 metres olan çok güzel bir tarihi noktayı gezerek burada alışveriş yaptık.
Ve 6 günlük bu tarihi ve kültürel turumuzun sonuna geldik. Gaziantep’ten Adana Şakirpaşa Havalimanına geçtik ve oradan da uçakla Antalya’ya dönüş yaparak gezimizi tamamladık.